Archive for the ‘Genel’ Category

”Emo” vahşeti!

Perşembe, Mart 15th, 2012

Şiddet sarmalındaki Irak’ta bu kez hedefte ”emo”cu gençler ve eşcinseller var. Son 3 haftada 14 genç taşlanarak öldürüldü. Gençler korku içinde.

Irak’ta son 3 haftada 14, toplamda en az 90 genç öldürüldü. Nedeni giyim tarzları ve saç stilleri.

Irak’ta saçlarını “emo” tarzı kestirip dar kıyafetler giyen gençler ve eşcinseller hedefte. Son bir kaç ayda saldırılar arttı. Onlarca genç taşlanarak öldürüldü. Iraklı gençler korku içinde.

Eşcinseller için durum daha da kötü. Onlar yıllardır hedef alındıklarını söylüyor. Iraklı eşçinseller korku nedeniyle yüzlerini kameraya göstermekten kaçınıyor.

Eşcinseller yaşadıklarını şu sözlerle anlatıyor:

* “Tehdit ediliyoruz. Örneğin, bazı geceler arayıp, bana sokak ortasında başımı taşlarla ezeceklerini bile söyleyenler oluyor.”

* “Ailem dahil herkes öldürülebileceğim yolunda beni uyardı. Evimi terkettim, kardeşlerimde kaldım. Öldürülmekten korktuğum için göçebe bir hayat sürdürüyorum. Evime dönemem eğer dönersem beni öldürürler.”

Şii din adamları onay mı verdi?

Saldırılar özellikle Irak İçişleri Bakanlığı’nın geçen ay “emo” kültürünü “satanizm” olarak nitelemesi sonrası başlamış görünüyor.

Bazı siyasiler, kamuoyu önünde ölümlere karşı gelse de özellikle Şii din adamlarının onay verdiği, militanların da hükümetin göz yumması saldırılara başladığı iddia ediliyor.

İngilizce “emotional” (duygusal) kelimesinden gelen “emoculuk” akımına dahil olanlar, değişik giyim tarzları, saç modelleri ve ağır makyajlarıyla dikkat çekiyor.

Şanlıurfada terör operasyonu!

Perşembe, Mart 15th, 2012

Şanlıurfa merkezli 3 ilde düzenlenen operasyonda terör örgütünün propagandasını yaptıkları iddiasıyla 8 kişi gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlar arasında BDP İzmir İl Başkanı da bulunuyor.

Halfeti Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında, geçen yıl 4 Nisan’da, Halfeti ilçesinde düzenlenen eyleme katılarak, terör örgütünün propagandasını yapan kişiler mercek altına alındı.

Olay günü çekilen görüntülerin incelenmesi sonucunda tespit edilen kişilere yönelik operasyon düzenlendi.

Şanlıurfa’nın Suruç ilçesi ile Aydın ve İzmir’de eş zamanlı düzenlenen operasyonda, aralarında BDP İzmir İl Başkanı Fuat Mikailoğlu’nun da bulunduğu 8 kişi gözaltına alındı.

Soruşturma kapsamında terör örgütünün propagandasını yaptıkları gerekçesiyle daha önce gözaltına alınan 37 kişiden 30′u tutuklanmıştı.

Oslo görüşmelerini İngilizler ayarlamış

Perşembe, Mart 15th, 2012

Taraf Gazetesi Yazarı Lale Kemal bugünkü yazısında MİT-PKK görüşmeleriyle ilgili çarpıcı bir bilgiyi paylaştı. Oslo Görüşmelerini İngilizler ayarlamış…

Geçtiğimiz yıl eylül ayında internete sızdırılan Oslo’daki PKK-MİT görüşmesinin koordinatörlüğünü İngilizlerin yaptığı ortaya çıktı.

Taraf yazarı Lale Kemal, “Oslo’yu İngilizler Ayarlamış” başlıklı yazısında Oslo Görüşmelerini İngilizlerin organize ettiği bilgisini verdi.

Güvenilir kaynaklara dayandırdığı haberinde Lale Kemal mevcut koşullarda İngiliz gizli servisi MI6′nın yeni bi görüşme için koordinatörlük yapmasının pek mümkün gözükmediğini ifade ettiği yazısında bir önceki Oslo Görüşmeleri için şu çarpıcı ifadeleri kullanıyor:

OSLO GÖRÜŞMELERİNİ İNGİLİZLER ORGANİZE ETTİ

“Hatırlatmakta yarar var, PKK ile MİT yetkilileri arasında Oslo’da yapıldığı ortaya çıkan görüşmeler, geçen yıl internet sitelerine sızdığında taraflar arasındaki görüşmelerin bir de İngilizce aksanıyla konuşan koordinatörü olduğu anlaşılmıştı. Bu kişi, Oslo görüşmelerini açarken, “Bizim sorumluluğumuz altında girişilen bir inisiyatifti (Oslo görüşmelerini kastediyor)” diyerek, söz konusu görüşmeleri kendilerinin organize ettiğinin de altını çiziyordu.

Oslo görüşmelerini, İngilizlerin organize ettiği bilgisini çok güvenilir kaynaklarımdan aldığımı not olarak düşeyim.”

İNGİLTERE’NİN TÜRKİYE’NİN PKK SORUNUNA DERİN İLGİSİ…

İngiltere’nin PKK sorunuyla tek ilgisi MİT ve PKK görüşmelerini organize etmekle sınırlı değil. Geçtiğiz aralık ayında Sabah Yazarı Emre Aköz, Türkiye’den bazı milletvekilleri ile Hasan Cemal, Ali Bayramoğlu ve Cengiz Çandar’ların da katıldığı Londra Merkezli Demokratik Gelişim Enstitüsü’nün (DPI)’nın PKK ile derin bağlantısını deşifre etmişti.

Geçtiğimiz yaz İrlanda’da Londra Merkezli Demokratik Gelişim Enstitüsü’nde “Kürt Sorununa Model Arayışı” konulu toplantı yapılmış ve Türkiye’den bazı milletvekilleri ve gazeteciler bu toplantıya katılmışlardı.

Bu düşünce kuruluşunun internette peşine düşen Emre Aköz, o düşünce kuruluşunun PKK uzantılı olduğunu ortaya çıkarmıştı.

İŞTE BU KONUDA EMRE AKÖZ’ÜN 1 ARALIK 2011 TARİHLİ KÖŞE YAZISI (O DÜŞÜNCE KURULUŞU PKK’NIN MI)

CENGİZ ÇANDAR’IN TESEV İÇİN HAZIRLADIĞI KÜRT RAPORU

Cengiz Çandar da geçtiğimiz yaz TESEV için hazırladığı ve PKK tezlerinin ön plana çıkardığı Kürt raporunu İngiliz Avam Kamarası’nda İngilizlere sunmuştu. İngiliz Parlamentosu’nda yapılan konferansta konuşan Cengiz Çandar’ın, Kürt raporunu anlatırken, “PKK’nın yerinde olsam silahı bırakmam” demişt…

‘Van Gölü’nden elektrik üretebiliriz’ projesi

Perşembe, Mart 15th, 2012

Van Gölü, aldıgı yağış miktarı, önemli yüzeysel su potansiyeli ve yüksek düşü imkanıyla, hidroelektrik bir tesis açısından oldukça verimli bir konumdadır… Projenin sahibi Dr. Cihat Tuna.. İşte projenin ayrıntıları…

Van Gölü, aldıgı yağış miktarı, önemli yüzeysel su potansiyeli ve yüksek düşü imkanıyla, hidroelektrik bir tesis açısından oldukça verimli bir konumdadır… Projenin sahibi Dr. Cihat Tuna..

Türkiye’nin enerji potansiyeli açısından büyük önem arzeden projenin sahibi Cihat Tuna projeye ilişkin soruları şöyle cevapladı.

Van Gölü’nden nasıl elektrik üretilebilir?

Dünyanın en büyük göllerinden biri olan Van Gölü 3700 km2 yüzey alanına ve denizden 1648 m yüksekliğe sahiptir. Tarih boyunca göl seviyesi mevsimsel etkilere bağlı olarak yıllık ortalama 30~60 cm’ lik dalgalanmalar göstermiştir. Van Gölü su kotu 1995 yılında 1650m’ye ulaşınca konunun önemi ve ciddiyeti Merkezi yönetim tarafından anlaşılmış olup bölgenin afet bölgesi olarak ilan edilmesi önerisi ve bir takım koruyucu tedbirler alınması gündeme gelmiştir. Elimizdeki tarihi veriler incelendiğinde gölün çok ciddi seviye artış potansiyeli olduğu bilinmektedir” dedi.

Van Gölünden alınacak su bir tünel vasıtasıyla Kezer Çayı’na düşürülürse çok ciddi bir enerji üretimi yapılabilir. Alınan bu sudan ülkemiz sınırlarını terk edinceye kadar enerji kademeleri şeklinde faydalanıldığı düşünülürse üretilebilecek elektrik enerjisinin neredeyse Ülkemizin en büyük barajlarından biri olan Keban Barajı ve Hidroelektrik Santrali kadar olacaktır.

Bunun ülke ekonomisine katkısı ne olacak?

Buraya yapılacak uygun bir enerji tesisi ile gölün yükselerek Van İli yerleşim bölgelerini ve 100.Yıl Üniversitesi Kampus sahasını su altında bırakma tehlikesi kontrol altına alınacak, ayrıca ülke bütçesine yaklaşık 500 Milyon $(Amerikan doları) katkı sağlanması mümkün olacaktır.

Van Gölü’nden alınacak debi ile gölün sürekli olarak su değişimi sağlanacaktır. Uzun vadede bu su değişimi ile gölün tuzlu ve sodyum bikarbonatlı suyunun tatlılaşması ve ileride gölde yaşayan canlıların artışına olanak sağlanabilecektir. Böylece gölün canlı faaliyeti artmış olacak ki, bu da diğer bir yandan ekonomiye katkı sağlayacaktır.

Sonuç olarak, hızla gelişen ve su kaynakları, küresel ısınma, insan etkisi vb. nedenlerle azalan günümüz Dünyasında su ve hidroelektrik enerji çok önemli ve stratejik bir hale gelmişken, ülkemiz enerji kaynaklarının daha proaktif kullanılması prensibiyle, Van Gölünün sahip olduğu bu enerji imkanı ivedilikle işletmeye alınmalıdır.

Pahalı bir proje mi bu? Nedir maliyeti?

Yaptığım ön fizibilite çalışmasına göre proje yaklaşık maliyeti 500 Milyon lira civarında çıkmaktadır. Bu büyüklükteki bir proje için pahalı değil hatta emsalleri ile karşılaştırıldığında oldukça ucuz bir proje. Üstelik buradaki tesisten çıkan suyun ülkemiz sınırlarını terk edene kadar diğer barajlarda da enerjiye dönüşeceğini düşünürsek masrafını 1 yılda karşılıyor. Dünya üzerinde bu karlılıkta çok az proje vardır.

Dünyada bu çalışmanın benzerleri var mı?

Var tabi ki. Bir çok gelişmiş ülke bu tür zenginliklerini kullanıyor. Hatta ülkemizde bile var. Hazar Gölü hidroelektrik santralleri. Dünya’da ise Ölüdeniz ile Akdeniz arasında 2400 MW’lık bir proje fizibilite aşamasında.

Van Gölü, aldıgı yagıs miktarı, önemli yüzeysel su potansiyeli ve yüksek düsü imkanıyla, hidroelektrik bir tesis açısından oldukça verimli bir konumdadır. Bu çalısmada; temiz, yerli ve yenilenebilir bir enerji kaynagı olan hidroelektrik enerjinin Van Gölündeki potansiyeli incelenmis ayrıca projenin insa, fizibilite ve maliyet çalısmaları ile kurulu gücü ve üretecegi enerji miktarları belirlenmistir. Sonuç olarak Van Gölü HES projesinin rantabilite katsayısı 3.51 olarak hesaplanmıstır.

PROJE SAHASI VAN GÖLÜ VE HAVZASI

Van gölü, Nemrut Yanardagı’nın püskürttügü lavların Rahva vadisini doldurmasıyla olusmaya baslamıs ve günümüzde yaklasık 607 km3′lük hacmiyle dünyadaki en büyük sodalı göl konumundadır. Göl yüzeyi 1648 m kotunda olup yüzey alan 3700 km2 ile Türkiye’nin en büyük gölü konumundadır. Ortalama derinligi 170 m, en derin yeri 457 m olarak ölçülmüstür. Gölün suyu çok miktarda sodyum karbonat, sodyum klorürün yanı sıra magnezyum klorür, magnezyum sülfat, kalsiyum sülfat ve potasyum klorür içermektedir. Göl suyunun tuzlulugu \%2, PH’ ı 9.9 dur.[5] Van Gölü’ nün su girdileri göl alanına düsen yagıslar ile göle dökülen irili ufaklı 101 adet akarsulardan olusmakta, su kaybının ise yalnızca buharlasma ile gerçeklestigi bilinmektedir. (Sekil. 1) Ancak tabandan su kaybı veya kazancı hakkında kesin bir bilgi yoktur.

Havza daglıklı olup egilimleri dik, yükselti farkları oldukça büyüktür. 3000m yüksekligi geçen spiriz, Pirrasit, sabey, Erk, Sudis, Hirabit, Mengene, Baset dagları sıradaglar seklinde ran sınırından baslayıp gölün güney ve dogu kesiminde yer alırlar. Havzanın kuzeyinde 4435m yüksekliginde Süphan Dagı, batısında ise yüksekligi 2800 m (ortalama) olan Nemrut Dagı yer alır. Ayrıca kuzeydogusunda 3238 m yüksekligi ile Aladaglar ve 3533 m yüksekligi ile Tendürek Dagı yer alır.

Proje Sahası Morfolojisi

Havzanın güneyinde yer alan dik yamaçlı sıradaglar paleozoik sist ve kalkerin yanı sıra yer yer mesozoik ve tersiyer’ e ait kalker marn gibi kitleleri de içine alır. Havzanın dogusunda yer alan daglar güneye oranla daha alçak ve aralıklı olup bu daglar arasında ovalar uzanmaktadır. Bu daglar çesitli kitlelerden olusmus karısık bir yapı göstermekle birlikte genelde andezit yıgınlarından ibarettir.

Proje Sahası iklimi

Dogu Anadolu Bölgesine karasal iklim hakim olup yaz aylan sıcak ve kısa, kıs ayları soguk ve uzun geçmektedir. Bahar aylarının çok kısa oldugu Dogu Anadolu Bölgesinin bu iklimi Van Gölü Havzasında daha yumusak (ılıman) oldugu gözlenmistir. Van Ovasında ölçülen uzun yıllar ortalama yıllık yagıs 383 mm iken yıllık buharlasma 1024 mm olarak tespit edilmistir. Yine Van Ovasında ölçülen ortalama yıllık nem oranı \%65 en düsük nem oranı ise \%48′dir. En yüksek ortalama sıcaklık +22°C, en düsük -4°C olarak ölçülmüstür.[6]

Proje Sahası Yüzeysel Sular

Van Gölü’ne Zilan Çayı, Deliçay, rsat, Kotum, Gevas, Karasu, Bendimahi, Süfrezor (Yogurtyemez), Hosap(Güzelsu), Engil dereleri baslıca olmak üzere 101 adet akarsu bosalmaktadır. E..E tarafından yapılan ölçümler sonucunda Van Gölü’ne bosalan 101 adet akarsuya ait yıllık ortalama tahmini debi 2,94 milyar m3/yıl olarak hesaplanmıstır.[7]

Van Gölü Su Bütçesinin Tahmini

Esitlikte bulunan elemanlardan (Iss) yüzey altı su girisi ile (Qss) yüzey altı su çıkısını dogrudan ölçülmesi imkansızdır. Ancak hesaplarda Van Göl’ünden yüzey altı çıkısı ile yüzey çıkısının olmadıgı kabulü ile yüzey su girisi, yagıs ve buharlasma ile ilgili meteorolojik veri ve ölçümlerden faydalanılmıstır[8].

VAN GÖLÜNDEN ENERJ ÜRETİMİ

Gölden alınacak suyun yeri Tatvan yakınlarında Hanelmalı mevkiinde ve 1635 m kotunda olmasına karar verildi. Kezer Çayı üzerinde yapılan kot arastırmaları sonunda ise suyun Kezer Çayının üst drenajlarında Ilıcak Mevkii Kaplıca Köprüsü civarında kurulacak olan santral binasına aktarılması düsünülmektedir. Buranın yaklasık kotu 1250 m’dir. Su alma yapısı ile santral binası arasında Sekil 2′de görüldügü üzere 21 km uzunlugunda basınçlı galeri açılacaktır. Buradan türbinlenen su Sirvan Barajı’na ve daha sonra Ilısu Barajı’na ulasacaktır. En son olarak 365 m kotundaki Cizre Barajına gelen su, daha sonra ülke sınırlarını terk edecektir.

Rezervuar işletme Politikası ve Dizayn Debisi Seçimi

Van Gölü HES projesi su alma yapısı, sadece Van Gölü rezervuarından beslenmekte olup bütün yıl boyunca güvenilir bir sekilde alınabilecek bir akıma sahiptir. Su alma yapısı vasıtasıyla alınan su, enerji tüneline buradan da denge bacasına bosalacak olan akım cebri boru ile santrale iletilecektir. 1853.28 hm3 yıllık toplam akım geçirmek için tasarlanan su alma yapısı için yapılan optimizasyon çalısmaları sonucunda, en uygun yerin 1630 m kotunda olmasına karar verildi. Göl alanı dikkate alındıgında 1853.28 hm3′lük yıllık su hacmi, göl yüzeyinde yaklasık 50 cm yüksekliginde bir su dilimini ifade etmektedir. Van Golü su seviyeleri degisimi uzun yıllar itibarı ile ortalama olarak 50 cm civarındadır. sletme çalısmalarında firm enerji hesabı için, gölden alınacak akımın tamamı, kapasite kullanım oranını \%95 yapan firm debi olarak hesaba katılmıstır.

Enerji Tüneli Hesapları

Hanelmalı mevkii 1635 m kotundan alınan Göl suyunun, Kezer Çayının üst drenajlarında Ilıcak Mevkii Kaplıca Köprüsü civarında kurulacak olan santral binasına aktarılması düsünülmektedir. Buranın kotu 1250 m’dir. Bu kota kadar 21 km uzunlugunda basınçlı galeri açılacaktır. nsa edilecek enerji tüneli ekonomik çapını belirlemek üzere yapılan çalısmaya ait sonuçlar Tablo 1′de sunulmustur. Yapılan çalısma sonucu açılacak olan enerji tüneli ekonomik çapının 7 m olmasına karar verilmistir. At nalı kesitli olarak seçilen tünelde su hızı 1.69 m/s, tünel egimi ise 5.41x(10-4) olarak belirlenmistir. Enerji tüneli vasıtasıyla 1535 m kotuna getirilen göl suyu buradan itibaren 700 m uzunlugundaki cebri boru ile santral binasına indirilecektir. Van Gölü HES projesinde cebri boru güzergahı, topografik ve jeolojik sartların en uygun oldugu yerde seçilmistir. Cebri boru mümkün oldugunca saglam zeminden geçirilecektir. Yapılan optimizasyon çalısması sonucu en uygun çap 4.5 m olarak bulunmustur.

Santral Binası ve Kuyruk Suyu Kanalı

Van Gölü HES santral binası yeri, Kezer Çayı üzerinde 1250 m kotunda en uygun topografik ve jeolojik parametrelere uygun olarak seçilmistir. Sag sahilde yerlestirilecek olan santral binasının boyutları 75×100 m, yüksekligi ise 35 m’dir. Kuyruk suyu kanalı, Kezer Çayına desarj edilecektir. Van Gölü HES’den yıllık ortalama 1,738 Milyar KWh firm enerji üretimi planlanmaktadır. Yapımı tasarlanan Van Gölü HES’e ait tesislerin sematik gösterimi Sekil 3′de sunulmustur.

Türbin Tipi, Ünite Gücü ve Adedi

Türbin tipi seçilirken, proje debisi ve proje düsüsü dikkate alınmıs ve iki adet düsey eksenli Pelton türbin proje için uygun bulunmustur. sletme kolaylıgı açısından iki adet seçilmistir. Türbin karakteristikleri; Adedi : 2 takım Tipi : Pelton türbini Kurulu Gücü : 110 MW (Toplam: 220 MW) Ünite Adedi : 2 Tasarım debisi : 32.44 m3/s (Toplam: 64.88 m3/s) Brüt Düsü : 398.00 m Net Düsü : 380.00 m

Kuyruksuyu Enerji Kademeleri

Van Gölü Hidroelektrik tesisi santral binası türbininden çıkan 64.88 m3/s akımı, planlamada ve yapımı devam eden tesislerinde istifadesine sunmak mümkün olacaktır. Söyle ki; 1250 m santral binasından çıkan akım, 350 m kotunda ülkemiz sınırlarını terk edecektir. Van Gölü HES’ten türbinlenecek su ile Kezer Çayı ve Dicle Nehri enerji kademeleri boyunca yapılacak olan barajların hem kurulu gücü hem de ürettikleri enerji miktarları önemli ölçüde artırılmıs olacaktır. Projenin Van Gölü HES kuyruk suyundan itibaren ülke sınırlarını terk edinceye kadar olan kurulu güç ve enerji toplamı; N= 8,5×64,88x(1250-350)=496.332 kW W = N* T = 496.332 x24x330 W = 3.930.949.440 kWh.’lık bir ilave enerji elde edilmis olur. Proje hayata geçirildiginde toplam 5.5 Milyar Kwh firm enerjiye sahip bir hidroelektrik tesis ülkemiz kurulu gücüne kazandırılmıs olacaktır.

Salt Sahası ve Enerji letimi

Van Gölü HES projesinde üretilen enerjinin sisteme baglanması için santral binası yanında

salt sahası insa edilecektir. Üretilecek elektrigin enterkonnekte sisteme baglanması, salt sahasında bulunan kesiciler tarafından senkronize edildikten sonra otomatik olarak yapılacaktır. Salt sahasındaki teçhizatların kontrolünü yapabilmek için kumanda odasına, santral kontrol sistemi(PLC) yerlestirilecektir. Bu sistem sayesinde üretilen enerjinin kontrolü ve ölçümü ekranda görüntülenebilecek ve istenilen merkezdeki bilgisayara ethernet agı ile yansıtılıp, takibatı yapılabilecektir. Santralde üretilen enerji 154 kV’luk, 10 km uzunlugunda bir hatla Bitlis TM’ye tasınıp buradan ulusal sebekeye dagıtımı yapılacaktır. Hem salt sahasına, hem de enerjinin baglanacagı TM’ye yerlestirilecek olan nümerik sayaçlarla enerji ölçümü yapılacaktır.

MALİYET ÇALISMALARI

Van Gölü HES projesi için önerilen tesislerin ayrı ayrı kesif bedelleri çıkartılmıstır. Kesif

bedellerinin hesaplanmasında DS Genel Müdürlügü Proje ve nsaat Dairesi ile Bayındırlık ve skan Bakanlıgı 2011 yılı birim fiyatları kullanılmıstır[10]. Elektro mekanik donanım yurt dısından temin edileceginden, kesfi hesaplanırken yurt dısı firmalarından alınan fiyatların ortalaması baz alınmıstır. Bunların dısında bazı yurt içinden alınabilecek donanım için yurt içi üretici firmaların fiyatları esas alınmıstır. Elde edilen maliyetler 2011 ortalama dolar alıs kuru olan 1$ = 1.65 TL üzerinden ABD dolarına çevrilmistir. Elektro-mekanik aksamın yurt dısından gelecek olması ve projenin uzun bir zamanda gerçeklesecek olması, hesaplamaların dolar kurunda yapılmasına etken olmustur. Yapılan kesifleri verme imkanı olmadıgından hidroelektrik tesisin her bir bileseni için hesaplanan rakamlar Tablo 3′de verilmistir. Önerilen sistemin tesislerinin yapım süresi; 6 ay hazırlık dönemi ve 3.5 yıl tesis dönemi olmak üzere toplam 4 yıl olarak planlanmıstır.

Yıllık Faydalar

Van Gölü HES tesislerinin ekonomik açıdan degerlendirilmesi yapılırken projenin ömrü

50 yıl olarak öngörülmüstür. nsaat isleri kesif bedelleri hesaplanırken maliyet bölümünde anlatıldıgı gibi kurulması planlanan tesislerin her biri için ayrı metraj ve kesifler çıkartılmıstır. Enerji amaçlı tesis edilecek olan proje için DS tarafından belirlenen enerji faydaları esas alınmıstır. Firm enerji faydası 6 $cent/kWh, sekonder enerji faydası 3,3 $cent/kWh alınmıstır. Tesis tamamen biriktirmeli oldugundan pik güç faydası sürekli olarak kabul edilmistir. Yapılan hesaplamalar sonucu 1,738 Milyar KWh firm enerji üretimi planlanmaktadır. Üretilen enerjinin belirtilen enerji faydalarıyla çarpılması sonucu Van Gölü HES projesinin toplam enerji faydası 172.096.967 TL (104.301.192 $) olarak bulunmustur.

Yıllık Giderler

Proje kapsamında dikkate alınan yıllık giderler iki kısımda incelenmis olup faiz ve amortisman giderleri ile isletme ve bakım giderlerinin toplamından olusmaktadır. Enerji amaçlı yatırımlarda faiz ve amortisman faktörü olarak \%9.5, faiz oranı ve 50 yıllık ekonomik proje ömrüne karsılık gelen 0.09603 degeri kullanılmaktadır. Faiz + amortisman giderine, yıllık isletme ve bakım gideri de eklenmistir. sletme ve bakım giderleri içinse her bir ünite için DS kriterlerine uygun isletme ve bakım faktörleri dikkate alınmıstır. Bu esaslar sonucunda projenin toplam yıllık gideri 49.087.407 TL (29.749.944 $) olarak hesaplanmıs ve detayları Tablo 4′de gösterilmistir.

Gelir Gider Oranı

Projenin gelir gider oranı hesaplanırken, yıllık gelir ve yıllık gider dikkate alınmıstır.

172.096.967 TL (104.301.192 $) olarak bulunan yıllık gelirin, 49.087.407 TL, (29.749.944 $) degerindeki yıllık gidere bölünmesi sonucu Van Gölü HES projesinin gelir gider oranı yani rantabilite katsayısı 3.51 olarak hesaplanmıstır. Bu deger hidroelektrik tesisler için oldukça büyük bir rakamdır. Zira ülkemizde hidroelektrik yatırımları yapan DS ve EE, bir hidroelektrik tesisin ekonomik yapılabilirligi için rantabilite katsayısının alt degerini 1(bir) olarak belirlemislerdir.Rantabilite katsayısı 1 olan hidroelektrik tesisin insaat finansmanı banka kredisinden saglanırsa bu yatırım kendini amorti etme süresi yaklasık sekiz civarında olmaktadır[11].

SONUÇ VE ÖNERİLER

Ülkemiz hızlı bir sosyal ve ekonomik gelisim göstermektedir. Bu gelismeye paralel olarak gereksinim duyulan elektrik enerjisini; öncelikle yerli enerji kaynaklarından elde etmek üzere projeler gelistirmeli ve gerekli yatırımlar yapılmalıdır. Van Gölü HES projesi hayata geçirildigi takdirde Van Gölü kapalı havza olma durumundan çıkacak ve gölün yükselme potansiyeli kontrol altına alınmıs olacaktır. Göl seviye kotunun uzun vadede 1630 m kotlarına düsürülmesiyle kırıklı bir yapıya sahip olan göl tabanı üzerindeki statik basınç azaltılmıs olacak ve bölgede yasanan çöküntüler azaltılmıs olacaktır. Dogu Anadolu Bölgesinde bulunan bu enerji imkanından simdiye kadar yararlanılmamıstır. Verilen bilgiler dogrultusunda bu imkandan yararlanılacak olursa ortaya büyük bir potansiyel çıkacaktır. Ülkemiz kurulu güç projeksiyonundaki firm enerji sorunu da bir miktar çözülmüs olacaktır. Bunun yanında üretilecek enerji miktarını, maliyetle çarptıgımızda ülkenin büyük bir ekonomik kaybı giderilecektir. Proje rantabilitesi 3.51 olarak belirlenmis ve hidroelektrik kaynaklı bir tesis için oldukça yüksektir. Proje yaklasık maliyeti 500 Milyon TL civarında olmasına karsın sadece Van Gölü HES’in yıllık getirisi 175 Milyon TL dir. Yani buraya insa edilecek tesis üç yıldan kısa bir sürede kendini amorti etmektedir. Tesisten çıkacak suyun diger barajlarda da enerjiye dönüsecegi de hesaba katılırsa tesisin ülkemiz bütçesine yıllık katkısı 500 Milyon TL civarında olacaktır. Göl seviye kotunun asamalı olarak asagı düsürülmesiyle ortaya büyük miktarlarda yeni alanlar çıkacaktır. Bu yeni alanlar tarım ve rekreasyon alanları olarak degerlendirilebilecektir. Ayrıca bu alanlar için diger önemli bir öneri ise buralara büyük günes enerjisi tarlaları yapmak ve bölgeyi enerji açısından cazibe merkezi haline getirmek olacaktır. Zira Elektrik sleri Etüt daresi tarafından açıklanan ülkemiz günes enerjisi potansiyel atlası(GEPA) verilerine göre Van Bölgesinin günes enerjisi radyasyon degerleri buraya yapılacak yatırımlar için oldukça elverislidir.[12] Van Gölü’nden alınacak debi ile golün sürekli olarak su degisimi saglanacaktır. Bu su degisimi sayesinde gölün sahip oldugu tuzlu ve sodyum bikarbonatlı suyunun degisimi de ile suyun tatlılaşması ve ileride gölde yasayan canlıların artısına olanak saglanabilecektir. Böylece gölün canlı faaliyeti artmıs olacak ki, bu da diger bir yandan ekonomiye katkı saglayacaktır. Tünel kazısı sonrası çıkacak olan yaklasık 1.000.000 m3 malzeme, yasadıgımız elim Van depremi sonrası yeniden insa edilecek olan Van Bölgesinde beton üretimi için kullanılabilecektir. Sonuç olarak, hızla gelisen ve su kaynakları, küresel ısınma, insan etkisi vb. nedenlerle azalan günümüz Dünyasında su ve hidroelektrik enerji çok önemli ve stratejik bir hale gelmisken, ülkemiz enerji kaynaklarının daha proaktif kullanılması prensibiyle, Van Gölünün sahip oldugu bu enerji imkanı ivedilikle isletmeye alınmalıdır.

1. Danısman Prof. Ahmet TUNA, Sengüler, S., Van Gölü’nden Enerji Üretimi, Yüksek lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 1991. 2. http://www.dsi.gov.tr/hizmet/enerji.html 3. Adıgüzel F., and Tutus A. Small Hydroelectric Power Plants in Turkey. Paper presented in Hydro: Development, Management, Performance, Kiris, Antalya, 283-293.2002. 4. Türkiye’deki Barajlar ve Hidroelektrik Santrallar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlıgı DS Genel Müdürlügü Barajlar ve Hidroelektrik Santraller Daire Baskanlıgı, Ankara, 1999. 5. Kempe S, Kazmlerczak J and Landmann G., Largest Known Microbialites Discovered n Lake Van, Turkey. Macmillan Magazines 349: 605-608. 1991 6. Akım Yıllıkları, Devlet Su sleri, Ankara, 2006. Türkiye. 7. Van li 2006 Yılı Çevre Durum Raporu, Van Çevre ve Orman Müdürlügü,Van. 2007. 8. EE., 2007. Göl Seviyeleri(1943-2005). EE Genel Müdürlügü, Ankara , 2007. 9. Cumhuriyet Ansiklopedisi, 1972, Van Gölü, n.11, p.3281. Arkın Kitap Evi, stanbul. 10. Bayındırlık ve skan Bakanlıgı Birim Fiyat Tarifleri Kitabı. Bayındırlık ve skan Bakanlıgı. 2011. 11. Tuna Cihat,. Feasibility Assessment of Hydroelectric Power Plant in Ungauged River Basin A Case Study Cardakli HEPP. AJSE, Springer. Accept. In press. 2011.

12.GEPA(Turkish Solar Energy Potential Atlas). http://www.eie.gov.tr/MyCalculator/Default.aspx

HABERDEMETİ.COM

Ergin Saygun adliyede

Perşembe, Mart 15th, 2012

Balyoz Davası’nda hakkında yakalama kararı bulunan emekli Orgeneral Ergin Saygun, Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne geldi.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Balyoz davasında, hakkında yakalama kararı bulunan eski 1. Ordu Komutanı Ergin Saygun, Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne geldi. Yakalama kararının çıkmasından itibaren GATA’ya yatan Saygun için Adli Tıp Kurumu, sağlık durumunun iyi olduğu, cezaevinde kalmasına engel olmadığı yönünde rapor vermişti. Mahkeme bu raporu GATA’ya gönderdi. Bunun üzerine yaklaşık bir yıldır GATA’da yatan Saygun, askeriyeye ait sivil araçla adliyeye getirildi. Saygun’un bastonla yürüdüğü gözlendi.

Mahkemece çıkarılan tutuklama kararının Saygun’un yüzüne okunması bekleniyor.

Utanç davasında karar çıktı

Perşembe, Mart 15th, 2012

Siirt’te Nisan 2010′da 2′sı kız kardeş 4 kız çocuğuna cinsel istismarda bulundukları gerekçesiyle 10 sanığın tutuklu yargılandığı davada karar çıktı

Siirt’te Nisan 2010′da 2′sı kız kardeş 4 kız çocuğuna cinsel istismarda bulundukları gerekçesiyle 10 sanığın tutuklu yargılandığı davada karar çıktı.. 10 sanığa ortalama 10′ ar yıl hapis cezası verildi.

Siirt kent merkezindeki Gazi İlköğretim Okulu’nda okuyan 2′si kardeş 4 kız öğrencinin çok sayıda kişinin tecavüzüne uğradığı 2010 yılı Nisan ayında ortaya çıktı. 14 yaşındaki H.T. ve 16 yaşındaki ablası S.T.’nin başlarından geçen olayları rehber öğretmenine anlatmasıyla ortaya çıkan skandalda G.E. ve Ş.Y’ye de cinsel istismarda bulunulduğu belirlendi.

Aralarında o dönemde okul müdür yardımcısı olan Fahrettin Kuzu ile arasında bakkal, manav, tuhafiyeci ve iki de kamu görevlisinin de bulunduğu 39 sanık hakkında, ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ ve ‘hürriyeti tahdit’ suçundan Siirt Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

Siirt Savcılığı’nın talimatıyla gözaltına alınan toplam 35 kişi sorgulandı, 15′i hakkında tutuklama kararı verildi. H.T.’nin anlatımları sonrası aranan okul müdür yardımcısı Fahrettin Kuzu, hakkında çıkan iddialardan sonra emekli oldu ve ortadan kayboldu. Kuzu, aylar sonra Batman’da yakalandı.

Nevruz’u kana bulama planı

Perşembe, Mart 15th, 2012

PKK/KCK’nın, Öcalan serbest bırakılana kadar eylem yapma kararı aldığı belirlendi. Vali, kaymakam, emniyet müdürü, cumhuriyet savcısı hedefte…

Bu çerçevede vali, kaymakam, emniyet müdürü ve savcılara suikast planlandı. Kiralık araçlarla bombalı sabotaj hazırlığı yapılırken sivillerin de hedef alınması istendi. Askeri birlikler ve emniyet ‘kırmızı alarm’da.

Orgeneral Necdet Özel’in Genelkurmay Başkanı olmasının ardından asker ile emniyet arasındaki ‘istihbarat’ ve ‘bilgi’ paylaşımı en üst seviyeye çıktı. Bunun son örneğini 4. Kolordu Komutanlığı’nın aldığı önemli bir istihbaratı Emniyet Genel Müdürlüğü ile paylaşması oluşturdu.

4. Kolordu Komutanlığı, 21 Mart’ta kutlanacak Nevruz öncesi bölücü terör örgütü PKK/KCK’nın ülke çapında ‘kanlı’ eylemler tasarladığını tespit etti. Emniyet İstihbarat Dairesi de aynı bilgileri alınca ‘duyum’ iki taraflı teyit edilmiş oldu.

DEVLETİN ZİRVESİNE SUNULDU

Kuzey Irak’taki bazı örgüt yöneticilerinin teknik takibe takılan eylem planları bir rapora dönüştürülerek devletin zirvesine de sunuldu. Rapora göre, PKK/KCK’nın sözde yürütme konseyi geçtiğimiz günlerde Kuzey Irak’taki kamplarda yaptıkları değerlendirme toplantısında Abdullah Öcalan serbest bırakılana kadar silahlı mücadeleye devam edilmesi kararı aldı.

ÜST DÜZEY KİŞİLERE SUİKAST

Bugün’ün haberine göre, 81 İl Valiliği’ne gönderilen raporda, örgüt yönetiminin kırsal alan ve şehir yapılanmasındaki ‘alt’ kadrolara, sivillere (masum vatandaşlara) yönelik ’ses getirici’ eylemler yapmaları talimatı verildiğine dikkat çekildi. İstihbarat birimleri, teröristlerin vali, kaymakam, emniyet müdürü, cumhuriyet savcısı gibi üst düzey bürokratlara “suikastlar” tasarladığını saptadı. PKK’nın hain planlarıyla ilgili şöyle denildi: “Güvenlik güçlerine, onların ailelerine, siyasi parti binalarına, kamu binaları ve araçlarına molotofkokteyli atma, kaçırma türü eylemler hazırlığında olan terör örgütü üyelerinin olaylara müdahale eden asker-polislere silahlı saldırıda bulunacakları tespit edilmiştir.”

GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ARTIRILDI

Raporda, PKK’lı teröristlerin askeri birlik, tesis, araç ve personeline dönük saldırı, taciz ve bombalama eylemlerini artırarak güvenlik güçleri tarafından alınan tedbirlerin haricinde yeni ‘taktik’ ve ’teknik’ geliştirecekleri ifade edildi. Teröristlerin kiralanacak ya da gasp edilecek araçlara ‘sahte’ plaka takarak, il/ilçemerkezlerinde düzenlenecek silahlı-bombalı eylemlerde kullanacağı tespit edildi. Raporda, “Teröristlerin askeri elbise (üniforma) ile birlik, tesis ve askeri lojmanlarına girilerek ‘fedai’ türü eylem planladıkları yönünde önemli bilgiler alınmıştır” denildi. 4. Kolordu Komutanlığı ile Emniyet İstihbarat Dairesi’nin ‘uyarısı’ üzerine ülke çapındaki askeri birlikler ile emniyet güçleri alarma geçti. Muhtemel suikast, kaçırma ve sabotajlara karşı Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve TBMM Koruma Daire Başkanlıkları da uyarıldı. 81 ildeki ‘alarm’ seviyesi Nevruz sonrasına kadar ‘kırmızıya’ yükseltildi. Üst düzey devlet görevlilerine yönelik güvenlik önlemleri gözden geçirildi. Devlet erkânının konut ve lojmanlarında da önlemler artırıldı. Emniyet İstihbarat Dairesi koordinesinde ülke genelinde ‘sansasyonel ve ses getirici’ eylemlere hazırlanan PKK/KCK mensuplarının yakalanması için operasyonlar başlatıldı.

Sivas davasının seyrini değiştiren yazı

Perşembe, Mart 15th, 2012

Madımak olaylarının yaşandığı dönemde Adalet Bakanı olan Seyfi Oktay’ın davaya müdahalesi konuşuluyor.

Madımak olaylarının yaşandığı dönemde Adalet Bakanı olan Seyfi Oktay’ın, Sivas ve Kayseri’de görülen 3 dava konusuda başsavcıya talimat verdiğini, 7 savcının “Düşünce Örneği” adı altında hazırladığı andıç sonrası davaların Ankara DGM’de birleştirildiğini

“Ergenekon Terör Örgütü davası ve soruşturmasını etkilemeye teşebbüs ettikleri” gerekçesiyle açılan davanın bir numaralı sanığı olan Seyfi Oktay’ın, Adalet Bakanı olduğu dönemde; Sivas davasına açıkça müdahale ettiği ortaya çıktı. Seyfi Oktay’ın; Sivas olaylarının ardından açılan, Sivas Asliye ve Ağır Ceza Mahkemeleri ile Kayseri Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) süren 3 davaya müdahale ettiği, söz konusu 3 davanın Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) birleşmesini sağladığı öğrenildi.

BİLDİRİNİN ARDINDAN SUÇLAMA PROTESTODAN ANAYASAL DÜZENİ DEĞİŞTİRMEYE ÇEVRİLDİ

Seyfi Oktay’ın çağrısı üzerine 20 Eylül 1993 tarihinde dönemin Ankara (DGM) Cumhuriyet Başsavcısı Nusret Demiral, Ankara DGM Cumhuriyet Savcıları Nuh Mete Yüksel, Talat Şalk, Tevfik Hancılar, Kemal Ayhan, Ülkü Coşkun ve Dilaver Kahveci’nin toplandığı, yargılamanın Ankara DGM’de yapılması yönünde “Düşünce Örneği” adı altında tavsiye kararı aldığı bildirildi.

Başsavcı ve 6 savcının tavsiye kararının ardından Sivas’ta ve Kayseri’de 3 davanın Ankara DGM’de birleştiği, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü’ne muhalefet ettiği gerekçesiyle yargılanan sanıkların anayasal düzeni değiştirmeye yönelik suçlamadan yargılandığı öğrenildi.

7 savcının “Düşünce Örneği” adı altında aldığı karar, Sivas davasının seyrini değiştirdi. Madımak Oteli’nde sadece slogan atan vatandaşlar, Ankara DGM’de, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı cebren tağyir, tebdil ve ilgadan dolayı Türk Ceza Kanunu’nun 146/1’inci maddesi hükmünce ölüm cezasına çarptırılması talebiyle yargılandı.

İŞTE SİVAS DAVALARINA MÜDAHALENİN BELGESİ

Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcısı Nusret Demiral ve 6 savcı (Sivas olaylarından 80 gün sonra) 20 Eylül 1993 tarihinde toplandı ve “Düşünce Örneği” adı altında şu kararı aldı:

“Sivas’ta meydana gelen toplumsal olayın Ceza Yasaları’nın hükümlerinin ayrı ayrı ihlal dışında tümü ele alınarak TCK’nun 146’ncı maddesi içinde araştırılması, soruşturulması vehameti bakımından daha da önem taşıyacaktır.

Bu sebeble, ayrı ayrı mahkemelere açılan kamu davalarındaki eylemlerin toplumsal olayımızla bir bütün olarak ele alınıp sona gidilmesinde her yönüyle faydaları çoktur.

(…)

Olayımızda topluluk içindeki sanık olarak belirlenen kişilerin kasıtları Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel taşlarından olan laiklik ilkesinin kaldırılıp yerine şeriat kaidelerini öneren düzenin getirilmesi amacını taşıdığı artık belirlenmiştir ve görülmüştür.

İşte bu düşüncelerden hareketle üç ayrı mahkemede açılan ve ayrı ayrı maddeler çerçevesinde davaların çözülmesi ve sonuca gidilmesi önerilen davalardan vazgeçilerek bu davaların yani Ankara Asliye Ceza ve Ağır Ceza Mahkemelerine naklen gelen davaların Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne aynı mülahaza ile naklen gönderilen dava ile birleştirilerek sanıkların eylemlerinin TCK’nun 146/1 ve son maddeleri içinde araştırılması ve sonuca gidilmesi usul ve yasalara uygun olacaktır.

Bu nedenlerle davaların öncelikle birleştirilmesi ve duruşmaya bu durumuyla başlanılmasını kamu adına talep ederiz.”

“DAVANIN SEYRİ BU BİLDİRİDEN SONRA TAMAMEN DEĞİŞMİŞTİR”

Sivas davasının sanık avukatlarından Cüneyt Toraman, DGM savcılarının Nuh Mete Yüksel öncülüğünde toplanarak, “Düşünce Örneği” adı altında bir bildiri yayınladığını, davanın seyrinin de söz konusu bildiriden sonra tamamen değiştiğini söyledi.

Toraman, “Sivas olayları ve o dönemdeki faili meçhul cinayetler, kaos ortamı oluşturarak darbeye zemin hazırlamak amacıyla yapılmış, peşinden 28 Şubat darbesi yapılmıştır. Sivas olaylarının failleri, 28 Şubat darbesinin aktörleridir” dedi.

Sivas olaylarını gerçekleştirenlerin, Müslümanlara yönelik planladıkları darbeyi meşru gösterebilmek için, Müslümanların üzerine yıkmaya çalıştıklarını ve yargıya da açıkça müdahale ettiklerini hatırlatan Toraman, “Olayla ilgili soruşturma açan savcının, mahkemelerin ortak teşhisleri, bu olayların anayasal düzene yönelik bir suç olmadığı, taksirle adam öldürmeye sebebiyet vermekten yargılanması konusunda tam bir görüş birliği içerisinde oldukları halde, DGM savcıları Nuh Mete Yüksel’in öncülüğünde toplanarak, “Düşünce Örneği” adı altında bir bildiri yayınlamışlar ve bu olayın, anayasal düzene karşı işlenen bir suç olduğunu deklare etmişlerdir. Davanın seyri de bu bildiriden sonra tamamen değişmiştir. Ceza yargılamasında, savcıların böyle bir yetkileri olmadığı gibi, böyle bir eylem, yargılamaya/mahkemeye müdahale niteliğinde olduğundan suçtur! Bu olaydan sonra, buna benzer bir bildirinin yayınlanmamış olması, bu bildirinin yargıya müdahale niteliğini ortaya koymaktadır” diye konuştu.

“CHP’Lİ ADALET BAKANI’NIN GÖREV APTIĞI BİR DÖNEMDE, YARGILAMAYA MÜDAHALE EDİLMİŞTİR”

Toraman, söz konusu bildirinin yayınlanmasından sonra, Ağır Ceza Mahkemesi ve Asliye Ceza Mahkemeleri nin “görevsizlik kararları” vererek, dava dosyasını Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne intikal ettirdiklerini belirterek, “Sivas olaylarının mağdurları, bu olayın asli faillerinin tespit edilmesini ve cezalandırılmasını istemek yerine, (bilerek veya bilmeyerek), Aziz Nesin’i ve Vali’yi protesto etmekten başka hiçbir suçu olmayan insanların, anayasal düzene başkaldırı ve adam öldürme suçun failleri olarak cezalandırılmasını isteyerek, bu olayın gerçek faillerine dolaylı destek vermektedirler. CHP’li Adalet Bakanı’nın görev yaptığı bir dönemde, yargılamaya müdahale edilmiştir. Bu davaya müdahale edilmeseydi, adil bir yargılama yapılabilseydi, bu olayın mağdurları, (Hrant Dink olayında olduğu gibi) gerçek faillerin bulunması için ısrarcı olsalardı, bu olayların sorumlusu gibi gösterilmeye çalışılan kişilerden bir kişi bile tutuklu kalmaz, tamamı tahliye edilir, olayın gerçek failleri de bulunarak çoktan cezaevine girmiş olurdu” şeklinde konuştu.

TUNA: TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NDE YARGILAMAYA BÖYLE MÜDAHALE YAPILMADI

Sivas ve Başbağlar davasının sanık avukatlarından AK Parti eski Milletvekili Hüsnü Tuna, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yargılamaya böyle müdahale edildiğinin görülmediğini, 7 savcının “Düşünce Örneği” adı altında aldığı kararın Sivas yargılamasının andıcı olduğunu söyledi.

Tuna, 28 Şubat sürecini hazırlayan etkenlerden birinin andıç örneği olduğunu, “Düşünce Örneği” adı altında alınan kararın, Sivas olaylarının yargı üzerindeki yönlendirmeye yönelik andıç olduğunu kaydetti.

Tuna; “Sivas olayları sanıklarından bir kısmı gösteri yürüyüşünden Asliye Ceza Mahkemesi’nde, bir kısmı da ölümler sebebiyle Ağır Cezalarda yargılanıyordu. Hazırlanan iddianamede de öyleydi. “Düşünce Örneği” devreye sokulmak suretiyle yargılamaların birleşik olarak o zamanın özel yetkili mahkemeleri olan Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nde yapılması gerektiği dikte ettirildi, davalar DGM’lere götürüldü ve birleştirildi. Ankara’ya taşındı. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yargılamaya böyle müdahale edildiği görülmedi. Bu belge, üstü örtülü verilen talimatın somutlaşmış örneğidir” dedi.İyimaya: Sivas’ta kamu görevlileri de yargılanmalı.

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Sivas olaylarından 19 yıl sonra 5 firari sanık ile ilgili verdiği “zamanaşımı” kararı, tartışmaları da beraberinde getirdi. 19 yıl önce yaşanan olayla ilgili Sivas halkı cezalandırılırken bir tek kamu görevlisinin dahi ceza almamış olması sorgulanıyor.

“200 YIL DA GEÇSE SORUMLULARI BULUNUP YARGILANMALI”

Yeni Akit’e konuşan TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, olayın karanlık boyutlarının olduğunu ve aydınlatılması gerektiğini ifade ederek, kaç yıl geçerse geçsin sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin yargılanması gerektiğini söyledi. Mahkemenin kararında olayla ilgili, asli failleri açısından olayın “insanlığa karşı işlenmiş suç” olduğu hükmüne varmasının önemli olduğunu ifade eden İyimaya, “Kamu görevlileri hakkında insanlığa karşı suçlarda zaman aşımının dolması düşünülemez. 200 yıl da geçe, evet zaman uzadıkça kanıtları toplamak açısından güçlük olacaktır ancak zaman aşımı diye bir durum kabul edilemez” dedi.

Türkiye’nin artık 20 sene öncesinin Türkiye’si olmadığını ve karanlıkta kalan olayların aydınlatılabildiğini dile getiren İyimaya, “Burada teknik olabilirlik yargının işidir. Bu olayda yeniden yargılanamazlık diye bir şey yok. Firari sanıklarla ilgili dava zamanaşımı nedeniyle düştü. Ancak ‘şunlar bakımından düştü’ dendi. Burada mesele kanıtların toplanmasıdır. Artık kimin ihmali mi var kastı mı var, bu açığa çıkarılmalı ve kim olursa olsun yargılanmalıdır” diye konuştu.

SİVAS OLAYLARI SIRASINDA KİMLER KAMU GÖREVLİSİYDİ

Sivas olaylarının yaşandığı 2 Temmuz 1993’te Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’di. İktidarda DYP-SHP koalisyonu vardı ve Tansu Çiller Başbakan, SHP Genel Başkanı Erdal İnönü Başbakan Yardımcısı idi. İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu, Kültür Bakanı Fikri Sağlar, dönemin Sivas Valisi Ahmet Karabilgin’di. Şenliğin Tertip Komitesi Başkanı dönemin İl Kültür Müdürü Mehmet Talay’dı.

2 TEMMUZ’DA 6 BİN ASKER NEREDEYDİ?

Dönemin Sivas Valisi Ahmet Karabilgin, Sivas olaylarının karanlık yüzü ile ilgili bir açıklamasında o gün yaşananlar hakkında askerin ilk andan itibaren olayları yakından izlediğini hatta Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş’in kendisini arayarak “Orada 6 bin mevcudum var, hepsi emrinde” dediğini anlatmıştı. Karabilgin, “Güreş Paşa’ya, ‘Paşam bunları bana söylemeyin. Yanımda Tugay Komutanı var. Telefonu ona veriyorum. Ona söyleyin, talimatınızı ona verin’ dedim. Tugay Komutanı telefonu aldı, ‘Başüstüne komutanım’ dedi ve gitti” demişti. Karabilgin, daha sonra beklenen askeri kuvvetin bir türlü gelmediğini eklemişti. “Sivas provokasyonunun sorumluları bulunsun”

SİVAS- Sivas Şube Binası’nda basın açıklaması düzenleyen Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneği (ÖZGÜR-DER) Sivas Temsilcisi Burhan Gökçe, 19 yıl öncesinde Salman Rüşdi’nin ‘Şeytan Ayetleri’ isimli romanından bazı kesitlerin Aziz Nesin öncülüğünde Aydınlık gazetesinde yayınlandığını söyledi. Aziz Nesin’in bunun üzerine Sivas’ta bir programa davet edilmesiyle istenmedik sonuçlar yaşandığını dile getiren Gökçe, müdahil avukatların bu olaydan kimse acı çekmiyormuş ve içeride yatan hiç mağdur kimse yokmuş gibi kalan kişilerin de cezalandırılmasını istediklerini söyleyerek, ortada bir cadı avının söz konusu olduğunu belirtti. Sivas’ta yaşananların bir mezhep çatışması olmadığının altını çizen Burhan Gökçe, cumhuriyet tarihi boyunca hiçbir etnik ve mezhebi çatışmanın toplumsal refleksle gerçekleşmediğini, devlet eliyle gerçekleştirildiğini vurguladı. Gökçe ayrıca, 2 Temmuz’da yaşananların üzerinin örtülmesini istemediklerini söyleyerek, yaşananların aydınlatılmasını, oteli yakanların bulunmasını ve güvenlik zafiyetinin nedenlerinin araştırılmasını istediklerini sözlerine ekledi.

YENİ AKİT

Türk Silahlı Kuvvetleri küçülmeye gidiyor

Perşembe, Mart 15th, 2012

TSK küçülüyor. Mecburi hizmet süresini 15 yıldan 10 yıla indiren kanun tasarısı, 39 bin subay ile 95 bin astsubayı ilgilendiriyor

TSK’da küçülme sinyali Mecburi hizmet süresini 15 yıldan 10 yıla indiren kanun tasarısı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin küçülme sinyali olarak algılandı. Yasa tasarısı, 39 bin subay ile 95 bin astsubayı ilgilendiriyor.

TSK’da halen Teğmen olarak mezun olan bir subay, Binbaşı rütbesine kadar ve en az 15 yıl görev yapmak zorunda bulunuyor. 15 yıldan önce TSK’dan ayrılan subay ise tazminat ödüyor. Milli Savunma Bakanlığınca hazırlanan tasarı, subay ve astsubaylara 10 yılın sonunda tazminat ödemeden istifa hakkı tanınıyor.

Tasarı yasalaştığında 10 yıldan önce istifa eden subay ve astsubaylar da, kalan süreleri için tazminat ödeyecek. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, ‘’Bu değişiklikle örneğin 8. yılında görevden ayrılan bir subay 2 yıllık tazminat ödeyecek’’ dedi.

YÜZDE 30 KÜÇÜLME

TSK’da bir süredir yapılan çalışma ile insan gücünün azaltılarak ‘’Hareket kabiliyeti yüksek teknik ve mobil ordu’’ amaçlanıyor. TSK bu amaçla, bazı tümenlerini tugay, bazı tugaylarını da alay seviyesine indirdi. Hizmet alımları ile de, özellikle orduevleri ve sosyal tesislerde, asker yerine sivil personel çalışmaya başladı. Bedelli askerlik yasası ile de er ve erbaş sayısı düşürüldü.

Personel sayısının yüzde 30 azaltılması hedeflenen TSK’da halen , sivil memurlar da dahil 710 bin personel bulunuyor. Bunun yaklaşık 505 bini kuvvet komutanlıklarında, 203 bini Jandarma’da ve 5 bini de Sahil Güvenlik Komutanlığında görev yapıyor. Toplam 362 General ve Amiralin olduğu TSK’nın, Mart 2012 itibarıyla mevcut personel sayısı şöyle:

Tüğgeneralden sivas olayları itirafı

Perşembe, Mart 15th, 2012

Dönemin Tugay Komutanı, 19 yıl sonra konuştu: Madımak olaylarının hesabını vali vermeli.

1993′te Sivas Tugay Komutanı olan emekli Tuğgeneral Ahmet Yücetürk, olaylardan dönemin Valisi Ahmet Karabilgin’i sorumlu tuttu. Elindeki askerleri olayların yaşandığı bölgeye yığdığını savunan Yücetürk, görevini yerine getirmediğini ileri sürdüğü eski valiye şöyle seslendi: “Madımak’ta vicdanın rahat mı?”

Sivas’taki Madımak Oteli’nde 37 kişinin yakılarak öldürüldüğü olaylara, askerin yeterli müdahalede bulunmadığını ileri süren dönemin Valisi Ahmet Karabilgin’e itiraz geldi. 1993′te Sivas Tugay Komutanı olan emekli Tuğgeneral Ahmet Yücetürk, Karabilgin’in olayları askere fatura etmeye çalıştığını öne sürerek, sorumluluğun tamamen valide olduğunu söyledi. 19 yıl sonra Zaman’a konuşan emekli Tuğgeneral Yücetürk, “Sayın Vali Ahmet Karabilgin acaba vicdanen rahat mı? Elinde polisiniz, jandarmanız, size bağlı alay vardı. Bunları kullandın mı, bunlar neredeydi? Onun vicdanı olayda hayatını kaybeden 37 kişiden dolayı kapkara. Vicdanını aklamaya çalışıyor. Yukarıda Allah var ona hesap verecek. Karabilgin, Sivas gibi yere gelecek en son valiydi.” dedi. Dönemin SHP Sivas Milletvekili Ziya Halis ise gerek emniyet güçlerinin gerekse 6 bin askeri olan Tugay Komutanı’nın olaya seyirci kaldığını söyledi.

“Sivas Valisi Ahmet Karabilgin, görevini yaptı mı yapmadı mı? O masanın altına girdiği zaman ben arabamla toplumsal olayların içindeydim. Neredeydin Karabilgin? O kafasını uzatıp camdan bakmadı.” ifadesini kullanan Yücetürk, “Bir Mustafa Muğlalı olmadım.” dedi. Yücetürk, vicdanen rahat olduğunu söyleyip o dönemde yapabileceği her şeyi yaptığını dile getiriyor. Ahmet Yücetürk, olayların olduğu gün acemi erlerin yemin töreni olduğunu belirtiyor. “Onlar ne yapması gerekiyorsa yaptı, görevini yaptı. Her türlü adli soruşturmayı geçirdim. Bunlardan dolayı hiç kusurlu bulmadılar. Karabilgin’in ilk valiliği, valiliğin ne olduğunu bilmiyor. Toplumsal olaylardan uzak, İl İdaresi Kanunu’nu bilmiyordu. Kütüphanenin tozları içinden getirip önüne koydum. Kimin yetkisinin ne olduğunu bilmiyordu. Sivas gibi yere gelecek en son valiydi.” diyor.

Sivas Tugay Komutanı Ahmet Yücetürk’ün iddialarını sormak için aradığımız Sivas Valisi Ahmet Karabilgin’in rahatsız olduğu ve konuşmayacağı bildirildi. Ancak Karabilgin, geçtiğimiz yıl Madımak olaylarıyla ilgili Aksiyon dergisine yaptığı açıklamada şunları söylemişti: “O kalabalığı erittik, çatışmayı önledik. O topluluk, tekrar bir araya gelip toplantı. Madımak’a hakim olamadık. En yakın askeri birlikten talep ederdik. Onların göndereceği birliğin miktarı, zamanlaması konusunda mülki idarenin fazla inisiyatifi yok. O alandaki komutanın iznine bağlı. Bütün sıkıntı tugaydaki acemi eğitimi bitirmiş askerler. Asayiş ile ilgili çok küçük düzeyde birlik, o da parça parça geldi. 10 tane, 20 tane geldi. Ne yapacaklarını bilmiyorlar. Bu işe yatkın değiller. Toplumsal olaylara nasıl müdahale edilir, bilmeyen şaşkın grup.”

Sivas’ta yapılanlar insanlık suçu

Katliamın yaşandığı dönemde Sivas Milletvekili olan SHP’li Ziya Halis ise Tuğgeneral Yücetürk’ün aksine askerin sorumluluğu olduğunda ısrarlı. Halis, Madımak olayının da Maraş, Çorum ve Gazi’de olduğu gibi provokasyon olduğunu belirtiyor. Olaylarda devletin büyük bir ihmali olduğuna dikkat çeken Halis, gerek emniyet güçlerinin gerekse TSK’ya ait 6 bin askeri olan Tugay Komutanı’nın olaya seyirci kaldığını söylüyor. Sivas’ta insanlık suçunun işlendiğini dile getiren Halis, olayların arka planının çözülmesi gerektiğini belirtiyor.

Olaylar sırasında Madımak Oteli’nde ölümle burun buruna gelen 35 kişiyi, pencereden kurtaran dönemin Büyük Birlik Partisi (BBP) Sivas İl Başkanı Ahmet Yıldız ise provokasyona dikkat çekiyor. Sivas’taki olaylarda Sünnilerin Alevileri yakması gibi bir şey olmadığını belirten Yıldız, amacın farklı olduğu vurgusunu yapıyor.

Sanık avukatlarından Yüksel Köse ise olaylarda gerçek suçluların hâlâ bulunamadığına dikkat çekiyor. Olayları provoke etmek için şehir dışından Tunceli ve Malatya plakalı araçlarla insanların üç gün öncesinden şehre geldiğini dile getiren Köse, olayla alakalı olmayan bakkalın, kasabın toplanıp götürüldüğünü belirtiyor.


dizi izle - 2 Kişilik Oyunlar - Araba Oyunları - Göğüs Büyütücü